LALINE: Kalıpların Ötesinde Bir Gelin Gardırobu — Kurucusu Çiğdem Üçlertoprağı ile Röportaj
LALINE kurucusu Çiğdem Üçlertoprağı ile söyleşi: %100 kadın girişimi olmanın verdiği güç, gelinliği tek günden çıkarıp bütün bir gardıropa dönüştüren vizyon, sürdürülebilir üretim ve İstanbul'un ilhamı. "Önce kadın görülmeli, sonra elbise."

Kendini "%100 kadın girişimi" olarak tanımlayan LALINE, gelinliği tek bir günün ve tek bir elbisenin hikâyesi olmaktan çıkarıp, nikâhtan balayına uzanan bütün bir gelin gardırobu fikrine dönüştürüyor. Güçlü silüetler, couture işçilik ve zamana direnen bir tasarım dili üzerine kurulu marka, sürdürülebilirliği de üretimin merkezine alıyor. Biz de markanın kurucusu Çiğdem Üçlertoprağı ile bir araya gelerek LALINE'in kadın kimliğinden İstanbul'dan aldığı ilhama, gelinlikte "güç ile zarafetin buluştuğu an"a kadar pek çok konuyu konuştuk.

1. LALINE’i “%100 kadın girişimi” olarak tanımlıyorsunuz — bu kimlik, tasarım sürecinizi ve marka kararlarınızı nasıl şekillendiriyor?
Kadınlardan çok besleniyorum. Güçlerinden, başarılarından, hayatın farklı alanlarını aynı anda büyük bir beceriyle yönetebilmelerinden, tüm bunların içinde zarafetle var olabilmelerinden ve belki de yalnızca kadınlara özgü o neşeden… Kadın olmanın kendine özgü, çok katmanlı ve inceliklerle dolu bir tarafı olduğuna inanıyorum.
LALINE bu kadınlardan doğuyor aslında. Tasarımlarımızdaki güçlü silüetlerin, feminen detayların, cesur renklerin ve çiçeklerin arkasında bu çok katmanlı kadın dünyasından izler var.
Bu nedenle LALINE’in %100 kadın girişimi olması benim için yalnızca bir tanım ya da sahiplik yapısından ibaret değil. Markanın merkezinde de kadınlar ve hikâyeleri var. Başarılarına, kutlamalarına, hayatlarının özel anlarına eşlik edebilmek; kendilerini güzel, güçlü ve kendileri gibi hissettikleri anların bir parçası olmak benim için kıymetli.
Çünkü bazen bir elbise yalnızca bir elbise olarak kalmıyor; bir düğünün, bir kutlamanın, unutulmaz bir gecenin ve yıllar sonra hatırlanacak bir hikâyenin parçasına dönüşüyor. LALINE’in de kadınların bu güzel hikâyelerinde kendine bir yer bulmasını istiyorum.
2. “Kalıplara sığmayan kadınlar için, kalıpların ötesine geçen koleksiyonlar” diyorsunuz. Bir gelin için bu ne anlama geliyor — klasik gelinlik algısından nasıl ayrışıyorsunuz?
Bugün bir gelinin hikâyesi artık yalnızca düğün gününden ve tek bir elbiseden ibaret değil. Nikâhtan aile evinden ayrılışa, düğün öncesi kutlamalardan after party’ye, hatta balayına uzanan; her birinin farklı bir ruhu olan, bir kadının hayatındaki en özel ve en çok anı barındıran yolculuklardan birinden söz ediyoruz.
Biz de LALINE’de gelinliği tek başına bir kategori olarak görmekten çok, bu yolculuğun etrafında oluşan bir gelin gardırobu fikrini seviyoruz. Klasik gelinlik kodlarını tekrar etmek yerine beyazı LALINE’in kendi tasarım diliyle; güçlü silüetler, modern oranlar, couture detaylar ve zaman zaman daha beklenmedik parçalarla yorumluyoruz.
Çünkü bugünün gelininin tek bir kalıba girmek istediğini düşünmüyorum. Kimi çok sade, kimi iddialı, kimi romantik, kimi daha cool… Hatta aynı kadın, bu farklı anların her birinde başka bir tarafını göstermek isteyebilir.
Bizim için önemli olan “Bir gelin nasıl görünmeli?” sorusuna cevap vermek değil; her kadının kendi cevabını bulabileceği seçenekler yaratmak.

3. Sürdürülebilirliği bir sorumluluk olarak görüyorsunuz. Gelinlik/abiye üretiminde sorumlu materyal ve etik üretim süreçlerini nasıl uyguluyorsunuz?
Sürdürülebilirliği üretimin bütününe yayılan bir sorumluluk olarak görüyoruz. Kullandığımız materyalden üretim biçimine, adet planlamasından bir tasarımın ne kadar uzun süre kullanılabildiğine kadar her aşama bu yaklaşımın bir parçası.
Koleksiyonlarımızda doğal ve ekolojik elyaflara, nitelikli kumaşlara ve uzun ömürlü işçiliğe mümkün olduğunca öncelik veriyoruz. Üretimimizi Türkiye’de, yakın çalıştığımız atölyelerle ve kontrollü adetlerde gerçekleştiriyoruz. Bu da üretimin her aşamasını yakından takip edebilmemizi ve gereksiz üretimden kaçınmamızı sağlıyor.
Özel gün giyiminde ise bence en önemli konulardan biri, büyük bir emek ve işçilikle üretilmiş bir parçanın tek bir geceye ait olmaması. Bu nedenle bazı tasarımlarımızda çıkarılabilir veya farklı biçimlerde kullanılabilir detaylara yer veriyoruz; parçaların başka davetlerde yeniden yorumlanabilmesini önemsiyoruz.
Bizim için daha sorumlu bir moda anlayışı, daha az ama daha iyi üretmek; iyi yapılmış, uzun yıllar değerini koruyan ve yeniden giyilmek istenen parçalar yaratmakla başlıyor.

4. “Yıllar boyu güvenle taşınacak zamansız parçalar” vurgunuz var — bir gelinlik tasarlarken zamansızlığı nasıl inşa ediyorsunuz, hangi detaylar bunu sağlıyor?
“Zamansız” moda dünyasında çok kullanılan bir kelime. Ben iyi tasarımın zamansız olmaya çalışmaktan çok, zamanın karşısında değerini koruması gerektiğine inanıyorum.
Bunu da öncelikle doğru oranlar, güçlü bir silüet, nitelikli kumaş ve kusursuz bir kalıpla kuruyoruz. Özellikle gelinlikte elbisenin bedeni nasıl taşıdığı, hareket ettiğinde nasıl davrandığı ve detayların tasarımla kurduğu denge benim için çok önemli.
LALINE’de couture işçiliğini yalnızca gösterişli bir etki yaratmak için kullanmıyoruz. İç korseler, balenler, beden konstrüksiyonu ve elde uygulanan detayların bir kısmı ilk bakışta görünmese bile elbisenin duruşunu ve kadının onun içindeki hissini tamamen değiştiriyor.
Benim için iyi bir gelinlik, yıllar sonra fotoğraflarına bakıldığında öncelikle ait olduğu dönemin trendlerini değil, o kadını ve o günün duygusunu hatırlatan tasarımdır.
5. İstanbul’un yaratıcı enerjisinden ilham aldığınızı söylüyorsunuz. Bu şehir, koleksiyonlarınıza somut olarak nasıl yansıyor?
İstanbul’un LALINE’e etkisini belirli motiflerde ya da doğrudan görsel referanslarda aramıyorum. Benim için daha çok şehrin enerjisinde ve yaşam biçiminde karşılığını buluyor.
İstanbul çok katmanlı, hareketli ve kontrastlarla yaşayan bir şehir. Bir günün içinde bile farklı dünyalar arasında geçiş yapabiliyorsunuz. Bu hareketlilik bizim tasarıma bakışımızı da etkiliyor.
Bu nedenle LALINE gardırobunu birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış kategoriler olarak düşünmüyoruz. Bir parçanın farklı ortamlara adapte olabilmesini, styling ile başka bir karakter kazanmasını; güçlü olanla zarif olanı, sade olanla daha cesur bir detayı bir arada kullanmayı seviyoruz.
İstanbul’un LALINE’e verdiği şey belki de tam olarak bu: hareket, kontrast ve farklı hayatların aynı gardıropta buluşabilmesi.
6. Gelinlik özelinde, bir kadının “gücünün zarafetle buluştuğu” anı tasarımda nasıl yakalıyorsunuz?
Ben güç ile zarafeti birbirinin karşıtı olarak görmüyorum. Hatta LALINE’in tasarım dili tam olarak bu ikisinin aynı anda var olabileceği fikrinden doğuyor.
Bir kadın çok feminen bir elbisenin içinde son derece güçlü görünebilir. Bunu belirleyen şey çoğu zaman dekolte ya da süsleme değil; silüetin karakteri, tasarımdaki oran ve denge, kumaşın hareketi ve elbisenin kadına verdiği güven.
Gelinlikte tasarımın kadının önüne geçmemesi gerektiğine inanıyorum. Önce kadın görülmeli, sonra elbise.
Benim için en başarılı gelinlik, bir kadını başka birine dönüştüren değil; hayatının en özel günlerinden birinde kendisinin en güzel, en özgüvenli hâli gibi hissettiren tasarım.
7. Markanızın gelecek vizyonunda gelinlik/özel gün kategorisi nasıl bir yer tutuyor?
Özel günler LALINE’in dünyasının en güçlü parçalarından biri ve gelecekte de öyle olmaya devam edecek. Çünkü markayı kurarken çıkış noktamız, kadınların hayatındaki güzel ve hatırlanmaya değer anlara eşlik edebilmekti.
Bugün LALINE koleksiyonunda özel bir geceden gündüz davetine, şehir hayatından yaz akşamlarına ve tatile kadar kadının farklı anlarında kendine göre bir tasarım bulabileceği geniş bir dünya var. Biz LALINE’i başından beri tek bir kategoriye ait bir marka olarak değil, hayatın farklı anlarına eşlik eden bütünlüklü bir gardırop olarak kurguladık.
Gelinlik ve Bride to Be dünyası da bunun çok özel bir parçası. Önümüzdeki dönemde bu alanı yalnızca düğün günüyle sınırlamadan; nikâhtan düğün öncesi ve sonrası kutlamalara, destination wedding’lerden balayına uzanan daha bütünlüklü bir seçki olarak geliştirmeye devam edeceğiz.
Gelecekte hedefimiz, LALINE’i tek bir kategoriyle değil, kendine özgü tasarım dili ve yarattığı bütünlüklü gardıropla tanınan bir marka olarak güçlendirmek ve bu dünyayı uluslararası ölçekte daha fazla kadınla buluşturmak.

LALINE'i Instagram'da @laline.world üzerinden takip edebilirsiniz.


